radyo sol

diren-işçi ezgileri ile yayında.

www.radyosol.net

guler zere nin ozgur birakilmasi

güler zere'nin serbest bırakılmasını 6 aydır erteleyen devletin baskılara dayanamayarak gerçekleştirdiği yarı gerçek yarı yalan durum. bir de işin orospu çocukluğu boyutu yok mu, neymiş affedilmiş te özgür kılınmış. güler yoldaş kanserin 11. aşamasındayken serbest bırakın dedik, fakat ibrahim şahin'e hafızasını kaybetti raporu veren adli tıp ihtisas kurulu başkanı nur birgen olucak tek hücreli canlı güler zere'yi sağlam gösteren rapora imza attı. kamuyou oluşturulmasaydı güler zere serbest bırakılmayacak, hapishanede ölümü devlet tarafından izlenerek gerçekleşecekti. kaldı ki özgürlükten kastınız her an ölümü beklemek üzere salıverilmekse, güler zere içeride de oligarşiye teslim olmayarak özgür tutsaklığını sürdürüyordu.

radyo sol

6 kasım 2009 ekim devrimi ve yök özel yayını başlamak üzere olan radyo.

bu kalp seni unutur mu

----- spoiler -----
solcu militanların örgütü yıldızlaşan yumruk amblemi görüldüğü üzere devrimci yol'dur.
----- spoiler -----

guler zere

terör ve terörist algısı insana göre değişen bir konudur. eklektik ve materyalist olarak bir olgunun değişken kılınabilmesi için ilk önce olgu içersindeki dinamiklerin ele alınması şarttır. yani günümüz konjonktüründe sen bir insana terörist diyorsan bunun iç dinamiklerini bilerek konuşman gerekiyor demektir. yoksa burjuva medyasının gazı ile hareket edip, bol süslü anti-sol argümanları ile güler zere'yi ve onun destekçilerini eleştirmen senin acizliğini gösterir.

cephe'yi çok iyi tanıma gibi bir iddiası yok güler zere yaşasın diyenlerin. tanıyıp onu eleştirenlerin belli ki fena kuyruk acısı var, bunları ölümü her an bekleyen, vedalaşma ve huzur hakkı istemiyle serbest bırakılan bir insan hakkında konuşarak dışarı vuruyorlar. bizler sadece güler zere için değil, erol zavar için ve daha nice devrimci hasta tutsakların salınması için sesimizi duyurmaya devam edeceğiz. bu işin hümanizmle alakası yok, yoldaşlık bağı ile alakası var. herhangi bir yapıdan içeriye düşen devrimcilerin gördüğü muamelenin yarısını şu sözlüktekilere uygulasak, senden benden fazla devrimci olur, orası kesin. dışarıdan atıp tutmak, ahkam kesmek elbette ki kolay.

sizler 1 mayısa çıkanlara bölücü, imf protestoları yapanlara terörist dedikçe bu insanların sesi daha gür çıkacak. tırsmaya başladınız bile.

guler zere

kurtarılabilecekken vedalaşma ve huzur hakkı istemeye varan süreçleri geçiren yiğit insan. erbakan için 2 günde hazırlanan rapor güler zere için 2 yılda hazırlanamadı. biz 2 senedir bağırıyoruz bu ülkenin hapishanelerinde insanlar öldürülüyor diye, fakat kimseye sesimizi duyuramadık. eğer ki kamuoyu desteği olmasaydı devlet güler zere'nin ölümüne seyirci kalacaktı, buna eminim. silahı elinden atan pkk'liyi serbest bırakıp polise taş atan çocuğa 20 yıl hapis cezası veren devletin samimiyeti zaten ancak bu kadar olabilirdi. o zaman bizlerin de yapacağı tek bir şey kaldı, güler yoldaşı hakettiği gibi karşılamak. onunla kucaklaşmak, ve ona umudun adının hala dillerde olduğunu haykırmak.

(bkz: güler zere onurumuzdur)

radyo sol

an itibari ile walking away ile yayında olan radyo.

radyo sol

dilin bir taraf olmadığını, bir şeye hizmet edemeyeceğinin bilincinde olan dj'lere sahiptir. ingilizce maddesel bir öge olmadığı için taraf tutma lüksüne sahip değildir, keza çoğu yerde de devrimcilere hizmet etmektedir.

radyo sol

internet üzerinden yayın yapan, halklardan yana anti faşist, emekten yana anti kapitalist yayın.

an itibari ile online http://www.radyosol.com/

sozlukteki ateist dayanismasi

<bkz: madde sana geliyoruz>

ikinci dunya savasi

feodal sömürme yöntemlerinin şiddet unsuru yerine kültürel, sosyal, ekonomik emperyalizme doğru kaydığı savaştır. fransız devriminden bu yana feodal olarak bir ülkenin topraklarını fiilen işgal etmeye verilen ad olan emperyalizm, bu savaş sonrası stratejisini değiştirmiş, sömürge ve yarı sömürge ülkeler üzerinde madden değil de manen bir baskı ve egemenlik kurmaya çalışmışlardır. arada yine amerika ve israil gibi şiddetsel emperyalizm'in baş savunucuları çıksa da, egemenliği altına alamadıkları ülkenin iç dinamiklerini tetikleyerek bu ortamdan yararlanmaya çalışan ulus devletler daha çoktur.

hrant dink

katledilişinin 2. yıldönümünde saygı ve özlemle andığımız ağabeyimizdir. bir gençten katil yaratan o sefil beyinlere inat güzel gülümsemesini gökyüzünden bizlere sunuyor..

eski solcularin yeni elitler olmasi

karakter meselesidir. insanın içinde kariyerist bir yaklaşım ve burjuva özentiliği varsa, bi şekilde bu dışa vuracaktır. bunun yanı sıra davası ile yaşayıp davası ile ölen kişilerin sayısı azımsanamayacak kadar çoktur.

mahir cayan

mit ajanları ve onların askeri işbirlikçileri ile çatışırken şehit olmuştur.

devrimci sahsiyetler fetisizmi

saygı duyulması gerekene değerini verme durumudur.. şöyle ki ;

deniz gezmiş'i örnek alalım. anti emperyalist bi cephede geniş halk kitlelerini arkasına alarak şehirden kıra doğru bir devrim hayali ile yanıp tutuşan bu genç, asıldığında gençliğinin baharındaydı. gece karanlıkta önümüzden fare geçse götümüzün üç buçuk attığı, ufacık bir yaralanmada ölüm korkusu ile kalbimizin ağzımıza geldiğini biliyoruz, yalan yok. bu gencecik adam idam sehpasına giderken tek bir uzvu bile titrememiş, ölümden korkmadığını dünyaya haykırmıştır.

geçiyorum mahir çayan'a. giriştiği mücadele sırasında teorisyen olarak göze çarpan bu adam, kendisini pasifist olarak nitelendiren başını deniz gezmiş'in çektiği gruba karşı kızıldere direnişi ile tarih sayfalarında yerini almıştır. hüseyin cevahir'in öldüğü çatışmada birbirlerine söz vermişlerdi, teslim olmak yok, sağ kalan kendini vuracak diye. o da solak olmasının vermiş olduğu acemilik ile kalbi yerine karnına nişan almış, ve bunu mahkeme heyeti mahir'i yıpratmak adına kullanmışta kullanmıştır. sonuç, top tüfek üstüne gelenlere karşı şanlı kızıldere direnişini sergilemiş, adeta ölüme meydan okumuştur..

ve son olarak ibrahim kaypakkaya'yı ele alalım. sır vermeden ser vermek nedir bilir misiniz ? yaptığı her şeyin yanlış, kendisinin azılı bir terörist olduğunu varsayalım. yapılan insanlık dışı muamele, işkence ve eziyete rağmen davasından vazgeçmemiş olması, tek kelime etmemiş olması benim tüylerimi diken diken ediyor arkadaş. biz ki aciz insanlar olarak ateşe yanaştığımızda hemen kendimizi geri çekeriz, elektiriği ellediğimizde çarpılırız, ayağımıza iki tane sopa yesek iki gün yürüyemeyiz. kaypakkaya'da insan değil miydi ? bunların yüz misline maruz kaldı, fakat insan onurunun işkencenin ve işkencecinin iradesinden daha üstün olduğunu bizlere haykırdı, ve ölüme gülerek gitti..

velhasili, şöyle bir toparlarsak, bu ülkede iktidara adamlarını getiren bir cemaatçi ölüm korkusu ile amerika'larda yaşıyor ve üstün müslümancılık rolü taslıyorsa, siyasi iktidar " allah " deyip bizleri " allah allah nasıl yav " diye düşünmeye sevketmeden soyuyorsa, milliyetçinin daniskası kesilip isviçre bankalarında trilyonlar bulunduranlar, uyuşturucu kaçakçıları devlet adamı diye lanse ediliyorsa, ben bu devrimcilere saygı duyarım arkadaş.

mahir cayan

<bkz: revizyonizmin keskin kokusu>

izmir deki sokak kopekleri

iktidara göre şekil değiştirirler. sarhoşları sevmezler. chp zamanında alemlerde mezelerden otlananların yavruları ezanlarda uluyor artık.

izmir deki sokak kopekleri

militan köpeklerdir. buca civarındakilere ben bakıyorum, 78 üye sayısı ile ergenekon kapsamında gözaltına alınmaktan korkuyorum.

izmir deki sokak kopekleri

çok kral köpeklerdir. elleyenin, onlara zarar verenin karşısına ben çıkarım, ona göre.

mehmet fatih oktulmus

asıl adı mehmet fatih oktulmus'tür. 1949 yılında trabzon'da dünyaya gelir. 1966 yılında odtü'de üniversite eğitimine başlar. burada 68 kuşağının bilinen isimleriyle tanışır, bu kuşağın önderlerinden biri olur. 1970'li yılların başında kurulan thko(türkiye halk kurtuluş ordusu)'nun üyelerinden biri olarak 12 mart 1971 muhtırasından önce adana'ya gitti ve burada halk-devrimci ilişkisini kurmaya başlar. 12 mart döneminde yakalanarak cezaevine kondu fakat kısa süre hapis yattıktan sonra 1973'te serbest kalır.

1979 yılında thko'dan ayrılan aktan ince,ismail cuneyt,yasar ayasli,osman yasar yoldascan ile birlikte tikb'yi kurdu. 12 eylül 1980 darbesiyle işbaşına geçen cunta yönetimi heryerde fatih öktülmüş ve arkadaşlarını arıyordu. bağcılar'da yaşar yoldaşcan ile otururlarken evi polis bastı. çıkan çatışmada yaşar yoldaşcan ölürken, fatih öktülmüş sağ olarak yakandı. tikb'nin sorguda direniş ve konuşmama kararı gereği sorgu esnasında tek bir bilgi vermedi, hatta sahte kimliğini bile kabul etmediği söylenir. tikb dilsizler olarak bilinmesinde büyük rolü olan biridir.

tikb mk üyesi olarak tikb davasından dolayı hapisteyken tek tip elbise uygulamasına karşı başlatılan ölüm orucuna katıldı. ölüm orucu sürerken 1984 yılında hayatını kaybetti.